BAĞDAT Irak'ın ticaret rotalarını yeniden şekillendiren stratejik projeler, bölgedeki tedarik zinciri dengelerini değiştirme potansiyeli taşıyor. Özellikle Körfez ülkeleri üzerinden gerçekleştirilen re-export faaliyetlerine alternatif olarak, Türkiye'nin doğrudan tedarikçi konumunu güçlendirmesi tartışılıyor.
Irak'ın ithalatında BAE gibi ülkelerin re-export merkezleri olarak oynadığı rol, lojistik maliyetler ve süreler açısından önemli bir yer tutuyor. Ancak, Kalkınma Yolu gibi projelerin hayata geçmesiyle birlikte, Türkiye'nin Irak pazarına doğrudan erişiminin artması ve Körfez ülkelerinin bu alandaki payını daraltması bekleniyor.
Uzmanlar, Irak'ın ithalat hacminin son beş yılda ikiye katlanarak 100 milyar doları aşmasının, tedarikçi ülkeler arasındaki rekabeti kızıştırdığını belirtiyor. Türkiye, mevcut durumda %14,9'luk payı ile üçüncü sırada yer alırken, BAE %37,7'lik payı ile re-export avantajını koruyor.
Okudunuz mu?
Yeni ticaret rotalarının devreye girmesi, Türk ihracatçılar için lojistik avantajlar sunsa da, Irak'ın gümrük rejimindeki karmaşıklıklar ve iki ayrı gümrük idaresi (Merkezi Irak ve IKBY) arasındaki uyum sorunları, bu potansiyelin tam olarak hayata geçirilmesi önündeki temel engeller olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Middle East News



