Irak'ın beyaz et pazarı, Türk ihracatçısı için bölgedeki en büyük fırsatlardan biri olmayı sürdürüyor. Ancak 2024 boyunca alınan üç ayrı karar, bu fırsatın önüne aynı anda üç kısıt koydu.

T.C. Ticaret Bakanlığı Erbil Ticaret Ataşeliği'nin Nisan 2025'te yayımladığı sektör araştırması, pazarın büyüklüğünü net rakamlarla ortaya koyuyor: Irak yılda yaklaşık 1 milyon ton beyaz et tüketiyor ve yerel üretim bu talebin ancak yüzde 50-60'ını karşılayabiliyor. Aradaki açık ithalatla kapanıyor. 46 milyonluk nüfusun yüzde 60'ından fazlasının 30 yaş altında olması, ucuz ve hızlı tüketilen protein talebini kalıcı kılıyor.

Türkiye bu açığın birinci tedarikçisi. Rapora göre 2024'te Irak'a yaklaşık 230 bin ton kanatlı eti ve ürünü ihraç edildi. Türkiye'nin üstünlüğü fiyattan değil coğrafyadan geliyor: sınır kapılarından karayoluyla 1-2 gün içinde teslimat yapılabiliyor. Dünya tavuk eti ihracatında Brezilya'nın payı yüzde 30,6, ABD'nin yüzde 21,2 iken Irak pazarında birinciliğin Türkiye'de olmasının sebebi bu lojistik yakınlık.

Üç kısıt aynı yıl devreye girdi

Birincisi Irak tarafından geldi. Irak Bakanlar Kurulu'nun 29 Ağustos 2024 tarihli ve 35 sayılı kararıyla, tavuk parçaları ve işlenmiş tavuk ürünlerinde yüzde 1 olan gümrük vergisi yüzde 25'e çıkarıldı. Dondurulmuş bütün tavukta oran zaten yüzde 25'ti ve değişmedi. Yani karar, katma değeri yüksek olan işlenmiş ürün kaleminde rekabet gücünü doğrudan azalttı.

İkincisi Türkiye'den geldi. Ticaret Bakanlığı, iç piyasadaki fiyat artışını sınırlamak için 30 Nisan 2024'te tavuk eti ihracatına kota getirdi: 1 Mayıs-31 Aralık 2024 arasında aylık en fazla 10 bin ton, toplamda 80 bin ton. Pazarın büyüklüğü ile kotanın büyüklüğü karşılaştırıldığında, kısıtın bağlayıcılığı görülüyor.

Üçüncüsü sağlık kaynaklı. Türkiye'de görülen H5N1 salgını sonrası Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü'ne yapılan bildirimler çerçevesinde, Türkiye menşeli kümes hayvanları ve kanatlı mamullerinin ithalatı durduruldu. Rapor bu gelişmeyi, Irak pazarında en önde olan Türkiye açısından "son derece olumsuz" olarak nitelendiriyor.

Yapısal riskler kısıtlardan bağımsız duruyor

Ataşelik raporu, konjonktürel kararların ötesinde iki kalıcı risk tanımlıyor. Birincisi yönetim ikiliği: Bağdat merkezli federal yönetim ile Erbil merkezli IKBY, birbirinden farklı ithalat yasağı, korunma önlemi ve gümrük vergisi uygulayabiliyor. Bir bölgede geçerli olan izin diğerinde geçerli olmayabiliyor.

İkincisi lojistik yoğunlaşma. Irak'a ihracatın çok büyük bölümünün karayoluyla ve tek bir sınır kapısından yapılması, Habur-Zaho hattındaki dönemsel yoğunlukları doğrudan teslimat süresine ve maliyete yansıtıyor. Soğuk zincir altyapısının zayıflığı, özellikle yaz aylarında bozulma riskini artırıyor.

Raporun ihracatçıya önerisi

Ataşelik, pazara girişte ISO, HACCP ve özellikle Helal sertifikasyonunu kritik görüyor. Soğuk zincir yatırımını rakip karşısında üstünlük unsuru olarak tanımlıyor. Yerel distribütör veya iş ortağıyla uzun vadeli ilişki kurulmasını, siyasi gerginliklerin görüldüğü bir pazarda erişim güvencesi olarak öneriyor.

Rapor ayrıca tüketici tarafında Türkiye lehine bir veriye dikkat çekiyor: Iraklı tüketicilerin yüzde 70'inden fazlası Türk ürünlerini "kaliteli ve güvenilir" olarak tanımlıyor. Ülkedeki e-ticaret hacminin 2023 itibarıyla 1,4 milyar dolara ulaşması ve gıdanın bu büyümede önemli pay tutması, markalı ve ambalajlı ürün için ayrı bir kanal işaret ediyor.

Kaynak: T.C. Ticaret Bakanlığı — Irak Kanatlı Eti ve Ürünleri Sektör Araştırması Raporu 2025