BASRA Irak'ın çikolata ve şekerleme pazarı Türk üreticisi için uzun süredir rahat bir pazar oldu. T.C. Ticaret Bakanlığı Basra Ticaret Ataşeliği'nin Ekim 2025 tarihli sektör araştırması, bu rahatlığın devam edip etmeyeceğinin artık farklı bir soruya bağlı olduğunu gösteriyor: ihracat mı, yoksa Irak'ta üretim mi?
Önce pazarın büyüklüğü. Rapora göre şekerleme, bisküvi, çikolata ve unlu mamuller kategorisinde toplam arzın yaklaşık yüzde 60-70'i ithalatla karşılanıyor. Irak'ta üretim altyapısı sınırlı, enerji maliyetleri yüksek, tedarik zinciri düzensiz. Yerli üretim genellikle düşük ve orta segmente yöneliyor; üst segment hâlâ ithal markaların elinde. Hammaddenin büyük kısmı da ithal: şeker, kakao, süt tozu, aroma ve ambalaj.
Neden Türk ürünü
Raporun tespiti doğrudan: Iraklı tüketici tatlı profili yoğun, sütlü, dolgulu ve fındık-fıstık aromalı ürünleri tercih ediyor ve bu, Türk üreticisinin ürün profiliyle birebir örtüşüyor. Gaziantep, Konya, Karaman ve İstanbul merkezli üreticiler yıllardır pazarın en büyük tedarikçileri arasında. Türk markaları ayrıca Avrupa menşeli ürünlere göre hem fiyat hem erişilebilirlik açısından avantajlı.
Okudunuz mu?
Ürünler ülkeye iki ana güzergâhtan giriyor: kuzeyde Habur ve İbrahim Halil sınır kapıları, güneyde Basra. Dağıtım zinciri çok katmanlı — ithalatçı ve ana distribütör, ardından bölgesel toptancı, alt dağıtımcı ve perakende. Bu yapının belirgin özelliği geleneksel ticaretin hâlâ modern perakende kadar güçlü olması.
Vergi tablosu ve değişen politika
Irak'ta gıda ithalatında gümrük vergileri ürün türüne göre yüzde 5 ile yüzde 30 arasında değişiyor. Çikolata, şekerleme, gofret ve bisküvide oran genellikle yüzde 10-15 düzeyinde.
Asıl değişen ise politikanın yönü. Rapor, Irak hükümetinin son yıllarda gıdada dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle yatırım teşviki ve ithalat kısıtlaması uygulamaya başladığını kaydediyor. Bazı şekerleme türlerinde yerli üreticiye vergi avantajı tanınırken ithal ürüne ek gümrük vergisi veya sertifikasyon zorunluluğu gelebiliyor. Bu, özellikle düşük ve orta fiyat segmentinde Türk üreticisinin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor.
Raporun önerdiği eşik
Ataşeliğin tavsiyesi burada ihracatçılığın ötesine geçiyor. Rapor, Erbil, Basra ve Musul'daki organize sanayi bölgelerinde üretim veya paketleme tesisi kuran yabancı firmalara vergi muafiyeti ve enerji indirimi sağlandığını hatırlatıyor. Yerel ortakla kurulacak bir üretim ya da montaj tesisi firmaya "yerli üretim statüsü" kazandırıyor; bu da gümrük vergisini düşürüyor ve kamu alımlarında öncelik sağlıyor. Aynı hamle lojistik maliyeti azaltıyor ve tedarik süresini kısaltıyor.
Ürün tarafında ise bölgesel farklılaşma öneriliyor: Erbil'de daha premium, Basra'da fiyat odaklı alt markalarla pazar derinliği kurmak.
Riskler yerinde duruyor
Siyasi ve güvenlik kaynaklı riskler raporda ilk sırada. Sınır geçişlerindeki gecikmeler, gümrükteki uzun beklemeler ve artan lojistik maliyet doğrudan ürüne yansıyor. Musul-Bağdat hattında güvenlik gerekçeli denetimler, soğuk zincir taşımacılığında ürün kaybı riskini artırıyor. Kamu denetimlerinin bölgeler arasında düzensiz olması ise aynı ürünün farklı oranlarda vergilendirilmesine yol açabiliyor; bu da ithalatçının planlama yapmasını zorlaştırıyor.
Kaynak: T.C. Ticaret Bakanlığı — Irak Şekerli ve Çikolatalı Mamuller Sektörü Pazar Araştırması Raporu


